Şeker Hastalığı (Diyabet) Nedir?
Şeker hastalığı (diyabet) , kan şekerinin kronik olarak yüksek seviyelerde seyretmesine neden olan metabolik bir hastalıktır ve temel olarak insülin hormonu ile ilgili sorunlardan kaynaklanır. Vücut, besinlerden aldığı karbonhidratları glukoza (şekere) dönüştürerek enerji elde eder, ancak diyabet durumunda insülin hormonu yeterince üretilemez ya da vücut bu hormona doğru şekilde yanıt veremez. Bu durum, glukozun hücrelere taşınamayıp kanda birikmesine yol açar. Zamanla, yüksek kan şekeri seviyeleri kan damarlarına ve sinirlere zarar vererek kalp hastalığı, böbrek yetmezliği, görme kaybı gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. Diyabet, erken dönemde fark edilip tedavi edilmezse ilerleyerek ciddi komplikasyonlara zemin hazırlayabilir.
Şeker hastalığı (diyabet), günümüzde küresel bir sağlık sorunu haline gelmiş ve yaygınlığı yıllar içinde hızla artmıştır. 2021 itibarıyla, dünya genelinde 20-79 yaş aralığında yaklaşık 537 milyon yetişkin diyabetle yaşamaktadır; Bu, dünya genelinde her 10 yetişkinden birine karşılık gelmektedir. Mevcut eğilimler devam ederse, bu sayının 2030'da 643 milyona, 2045'te ise 783 milyona ulaşması beklenmektedir. Diyabet vakalarının büyük bir kısmı düşük ve orta gelirli ülkelerde görülmekte olup, bu durum şehirleşme, yaşam tarzı değişiklikleri ve sınırlı sağlık hizmetlerine erişim gibi faktörlere bağlanmaktadır. Ayrıca, tüm diyabet vakalarının %90'ından fazlasını oluşturan Tip 2 diyabet, obezite, sağlıksız beslenme ve fiziksel aktivite eksikliği gibi yaşam tarzı faktörleriyle güçlü bir ilişki gösterir. Öte yandan, diyabet tanısında farkındalık eksikliği ciddi bir sorun olup, birçok kişi hastalığından habersizdir. Bu durum, özellikle çocuklarda ve gençlerde de yükselen diyabet riskiyle birlikte, küresel anlamda daha güçlü önleme ve farkındalık çalışmalarını gerekli kılmaktadır.
Şeker hastalığı (diyabet) tedavi süreci genellikle diyabet tedavisi, iç hastalıkları (dahiliye) ve endokrinoloji uzmanları tarafından yönetilen bir hastalıktır. Bu bölümler, diyabetin tipine ve bireysel ihtiyaçlara göre özelleştirilmiş tedavi planları oluşturarak hastalığı kontrol altına almayı hedefler. Tedavi, kan şekeri seviyelerinin izlenmesi, sağlıklı bir yaşam tarzı benimsenmesi, uygun ilaçların kullanımı ve gerektiğinde insülin tedavisini içerebilir. Uzman ekiplerin düzenli takipleriyle hastaların yaşam kalitesinin artırılması ve diyabetin yol açabileceği komplikasyonların önlenmesi amaçlanır.
Şeker Hastalığı (Diyabet) Belirtileri Nelerdir?
Şeker hastalığı (diyabet) belirtileri, genellikle kan şekeri seviyelerinin yükselmesine bağlı olarak ortaya çıkar ve sıklıkla artan susuzluk hissi, sık idrara çıkma, açıklanamayan kilo kaybı, aşırı yorgunluk ve halsizlik gibi semptomları içerir. Ayrıca, bulanık görme, sık enfeksiyonlar ve yaraların geç iyileşmesi gibi belirtiler de görülebilir. Tip 1 diyabet genellikle aniden başlayan daha belirgin semptomlarla kendini gösterirken, Tip 2 diyabet belirtileri daha yavaş gelişebilir ve başlangıçta fark edilmeyebilir. Bu nedenle, özellikle risk grubundaki bireylerin bu belirtilere karşı dikkatli olması ve düzenli sağlık kontrolleri yaptırması önemlidir.
Şeker hastalığı belirtileri arasında şunlar yer alır:
- Sık idrara çıkma (poliüri).
- Aşırı susama hissi (polidipsi).
- Açıklanamayan kilo kaybı.
- Aşırı açlık hissi (polifaji).
- Sürekli yorgunluk ve halsizlik.
- Görmede bulanıklık.
- Cilt enfeksiyonlarının veya yaraların geç iyileşmesi.
- El ve ayaklarda karıncalanma veya uyuşma hissi (nöropati).
- Sık sık enfeksiyonlara yakalanma (idrar yolu enfeksiyonu, mantar enfeksiyonları gibi).
- Sinirlilik, huzursuzluk veya konsantrasyon zorluğu.
Şeker Hastalığı (Diyabet) Türleri Nelerdir?
Diyabet, temel olarak Tip 1 ve Tip 2 olmak üzere iki ana türde incelenir. Tip 1 diyabet, bağışıklık sisteminin pankreastaki insülin üreten hücrelere saldırması sonucu ortaya çıkan otoimmün bir hastalıkken, Tip 2 diyabet genellikle insülin direnci veya yetersiz insülin üretimi ile ilişkilidir. Tip 1 diyabet genellikle çocukluk veya gençlik döneminde aniden başlarken, Tip 2 diyabet daha yavaş gelişir ve sıklıkla yetişkinlerde görülür. Her iki tür de kan şekeri seviyelerinin kontrol altına alınmasını gerektirir, ancak tedavi yaklaşımları insülin tedavisinden yaşam tarzı değişikliklerine kadar farklılık gösterebilir.
Tip 1 Diyabet
Tip 1 diyabet, bağışıklık sisteminin vücudun insülin üreten pankreas hücrelerine saldırması sonucu ortaya çıkan otoimmün bir hastalıktır. Genellikle çocukluk veya ergenlik döneminde teşhis edilir, ancak yetişkinlikte de görülebilir. İnsülin hormonu üretilemediği için glikozun hücrelere taşınması mümkün olmaz ve kan şekeri seviyeleri hızla yükselir. Tip 1 diyabet hastalarının yaşam boyu insülin tedavisi alması gereklidir. Hastalık ani başlangıçlıdır ve belirtileri arasında sık idrara çıkma, aşırı susuzluk, kilo kaybı ve yorgunluk yer alır.
Tip 2 Diyabet
Tip 2 diyabet, vücudun insüline karşı direnç geliştirmesi veya pankreasın yeterli insülin üretememesi sonucu ortaya çıkar. Genellikle yetişkinlerde görülse de, çocukluk döneminde obezite oranlarının artmasıyla birlikte daha genç yaşlarda da teşhis edilmeye başlamıştır. Bu durum çoğunlukla gizli şeker (prediyabet) olarak adlandırılan bir aşamayla ilişkilidir. Gizli şeker, kan şekeri seviyelerinin normalin üzerinde ancak diyabet tanısı konulacak kadar yüksek olmadığı bir durumdur ve Tip 2 diyabetin erken habercisi olarak kabul edilir. Bu dönemde yaşam tarzı değişiklikleri yapılmazsa, gizli şeker genellikle Tip 2 diyabete ilerler. Tip 2 diyabet belirtileri yavaş gelişir ve halsizlik, artan susuzluk, sık enfeksiyonlar ve bulanık görme gibi semptomlar görülebilir. Tedavi, sağlıklı beslenme ve egzersiz gibi yaşam tarzı değişikliklerini, ağızdan alınan ilaçları ve bazı durumlarda insülin kullanımını içerebilir. Tip 2 diyabetin önlenebilir ve yönetilebilir bir hastalık olduğu bilinmektedir.
Gestasyonel Diyabet
Gestasyonel diyabet, hamilelik sırasında gelişebilen bir diyabet türüdür. Daha önce diyabetten etkilenmemiş kadınları etkileyebilir. Kan şekerinizin yüksek olmasından dolayı, kendinize ve bebeğinize ekstra özen göstermeniz gerektiği anlamına gelir. Genellikle doğumdan sonra tekrar geçer. Gestasyonel diyabet tanısı hamileliğin 24 ila 28. haftalarında yapılan "gebelikte şeker yüklemesi" olarak geçen bir kan testiyle teşhis edilir.
Monogenik Diyabet
Monogenik diyabet , hem Tip 1 hem de Tip 2 diyabetten farklıdır, nadir olsa da genetik mutasyona bağlıdır. Monogenik diyabet tek bir gendeki mutasyondan kaynaklanır. Bir ebeveyn bu gen mutasyonuna sahipse, sahip oldukları herhangi bir çocuğun bu mutasyonu kendilerinden miras alma şansı yüksektir. Mutasyonlu gene sahip olan çocuk; kilosu, yaşam tarzı, etnik grubu vb. ne olursa olsun, genellikle 25 yaşından önce monogenik diyabet geliştirebilir.
Yenidoğan Diyabeti
Yenidoğan diyabeti, altı aydan küçük bebeklerde teşhis edilen bir diyabet türüdür. Vücudun insülin hücrelerini yok ettiği bir durum olmadığı için daha yaygın olan tip 1 diyabetten farklıdır. Bebeklerde en az iki hafta süreyle insülin tedavisi uygulanabilir. Genellikle geçicidir, klinik bulgular düzelmezse kalıcı diyabet tanısı konulabilir.
Şeker Hastalığı (Diyabet) Belirtileri Nelerdir?
Şeker hastalığı (diyabet) , vücudun kan şekerini düzenleyememesi durumunda ortaya çıkar ve genellikle kroniktir. Yaygın diyabet belirtileri arasında aşırı susama, ağız kuruluğu, sık idrara çıkma, kilo kaybı, yorgunluk ve halsizlik görülebilir. Şeker hastalığı belirtileri şu şekilde sıralanabilir:
- Özellikle geceleri çok fazla tuvalete gitmek
- Aşırı susama
- Normalden daha yorgun hissetmek
- Açıklanamayan kilo kaybı
- Genital kaşıntı
- Kesik ve yaraların iyileşmesi uzun sürede iyileşmesi
- Bulanık görme
- Açlık hissinin artması
Genel Diyabet Belirtileri
Diyabet hastaları, yüksek kan şekeri seviyeleri nedeniyle sürekli olarak susuzluk hissi yaşayabilir. Bu durum, böbreklerin fazla şekeri dışarı atma çabasını gösterir ve sık idrara çıkma meydana gelebilir. İdrara çıkma ihtiyacı geceleri artış gösterebilir.
Vücut, enerji için gerekli olan glikozu hücrelere ulaştıramadığı için yağ ve kasları yakmaya başlar. Bu durum, yeme alışkanlığı değişmese bile hastalarda belirgin bir kilo kaybına neden olabilir.
Diyabet, hücrelerin ihtiyaç duyduğu enerjiyi sağlayamadığında sürekli bir yorgunluk ve halsizlik hissi oluşur. Enerji kaybı sebebiyle hastaların günlük aktiviteleri zorlaşabilir ve yaşam kalitesi düşebilir.
Kan şekerinin yükselmesi göz merceğinde sıvı kaybına yol açarak bulanık görmeye neden olabilir. Bu durum, göz sağlığını ciddi şekilde etkileyebilir ve tedavi edilmezse kalıcı hasara yol açabilir.
Bağışıklık sistemi ve Kan dolaşımını etkileyen diyabet nedeniyle yaralar daha yavaş iyileşebilir. Bu durumda enfeksiyon riski artar ve cilt sağlığı olumsuz etkilenir.
Tip 1 Diyabet Belirtileri
Sık idrara çıkma, sürekli susama ve geçmeyen susuzluk hissi, inanılmaz derecede yorgun hissetmek, ani kilo kaybı gibi semptomlar Tip 1 Diyabet belirtileri arasında yer alır.
Bunlar en yaygın belirtiler olsa da dikkat edilmesi gereken başka belirtiler olabilir. Bunlar arasında vajinal kaşıntı veya pamukçuk, iyileşmesi daha uzun süren kesikler ve yaralar ve bulanık görme sayılabilir. Tip 1 diyabetli kişilerin çoğunluğu çocuk veya genç yetişkin olarak teşhis edilse de, belirtiler her yaşta benzerdir. Tip 1 diyabet teşhis edilmezse, sizi gerçekten çok hızlı bir şekilde hasta edebilir.
Aseton kokulu nefes diyabetin bir başka tipik belirtisidir. İnsülin eksikliğine bağlı olarak vücut yağ bakmaya başlar. Yağlar yanmasıyla keton gazı ortaya çıkar ve nefeste aseton kokusuna benzer bir koku şeklinde kendini gösterir.
Tip 2 Diyabet Belirtileri
Tip 2 Diyabet belirtileri zaman içerisinde gelişme eğilimindedir. Artan susuzluk, yorgunluk ve sık idrara çıkma bu tip diyabette de görülebilir. Bunlara ek olarak, ellerde veya ayaklarda karıncalanma ya da uyuşma hissi oluşabilir. Cildin kuruması ve kademeli olarak artan kaşıntılar Tip 2 Diyabet belirtileri arasındadır.
Çocuklarda Diyabet Belirtileri
Çocuklarda en sık görülen diyabet türü tip 1 diyabettir. Ancak çocuklarda tip 2 diyabet veya başka bir diyabet türü de gelişebilir.
İdrar yapmak için sık tuvalete gitme, daha önce altını ıslatmayan bir çocuğun altını ıslatmaya başlaması, gece tuvalete gitmek için kalkmak ve bebeklerde daha ağır bezler çocuklarda diyabet belirtileri arasında sayılabilir.
Çocuğunuz daha sık içecek isteyebilir, içecekleri çok çabuk bitirebilir ve çok fazla su içtiğini fark edebilirsiniz.
Çocuklarda şeker (diyabet) hastalığı belirtileri arasında kronik yorgunluk hissi de bulunabilir. Çocuğunuz oyun oynamak veya spor yapmak için daha az enerji harcamaya meyillidir.
Ayrıca çocuğun sık sık enfeksiyon kapması, normalden zayıf görünmesi, kilo kaybı yaşaması gibi belirtilere de dikkat edilmelidir.
Şeker Hastalığı (Diyabet) Neden Olur?
Tip 1 diyabet, vücudun enfeksiyonla savaşma sistemi olan bağışıklık sisteminizin pankreasın insülin üreten beta hücrelerine saldırıp onları yok etmesiyle ortaya çıkar. Tip 1 Diyabet genlerden ve hastalığı tetikleyebilecek virüsler gibi çevresel faktörlerden kaynaklanabilir.
Diyabetin en yaygın şekli olan Tip 2 Diyabet, yaşam tarzı ve genler dahil olmak üzere çeşitli faktörler sebebiyle oluşur.
Fiziksel olarak aktif değilseniz, aşırı kiloluysanız veya obeziteniz varsa Tip 2 Diyabet geliştirme olasılığınız daha yüksektir. Fazla kilo bazen insülin direncine neden olur ve Tip 2 Diyabetli kişilerde yaygındır. Kilonuzun sizi tip 2 diyabet riski altına sokup sokmadığını görmek için "vücut kitle indeksi hesaplama" yapabilirsiniz.
Tip 1 diyabette olduğu gibi, bazı genetik faktörler sizi tip 2 diyabete daha yatkın hale getirebilir. Ailede diyabet öyküsü olan kişiler, obezite, hipertansiyon veya polikistik over sendromu gibi sağlık sorunları bulunanlar, kortikosteroidler ve antipsikotikler gibi ilaçlar diyabet gelişimini tetikleyebilir.
Şeker Hastalığı (Diyabet) Tanısı Nasıl Konulur?
35 yaşından büyük herkesin ilk kan şekeri taramasını yaptırması tavsiye edilir. Semptomlarınızı dinleyen doktorunuz sizden kan testi isteyebilir. Sonuçlar normalse, bundan sonra her üç yılda bir tarama istenebilir.
Açlık Kan Şekeri Testi
Hemoglobin A1c yani HbA1c testi, diyabet teşhisi için kullanılan ana kan testidir. Son iki ila üç aylık ortalama kan şekeri seviyenizi test eder. HbA1c için hazırlanmanıza gerek yoktur. Kolunuzdaki bir damardan az miktarda kanın alındığı hızlı ve basit bir testtir.
Sağlık uzmanınız test sonuçlarından diyabet hastası olup olmadığınızı anlayabilecektir. Testten önce diyabet belirtilerinden herhangi birine sahip değilseniz, sonucu doğrulamak için testi tekrar yaptırmanız gerekecektir.
Eğer HbA1c test sonucunuz, %6, 5 veya daha yüksek bir değerde ise, şeker hastalığınız var demektir. %8’in üzerinde bir HbA1c seviyesi varsa, diyabetin iyi kontrol edilmediği ve başka sorunları geliştirme riskinizin yüksek olduğu anlamına gelir.
Vücut kitle endeksi 25'in üzerinde olan, yaşı ne olursa olsun, ek risk faktörlerine sahip olan herkese test yaptırılması tavsiye edilmektedir. Bu faktörler arasında yüksek tansiyon, tipik olmayan kolesterol seviyeleri, hareketsiz bir yaşam tarzı, polikistik over sendromu veya kalp hastalığı öyküsü ve diyabetli yakın bir akrabaya sahip olmak bulunmaktadır.
Oral Glukoz Tolerans Testi (Şeker Yüklemesi)
Bu test hamilelik sırasında gelişen gestasyonel diyabet teşhisinde rutin olarak kullanılır. Genellikle iki bölümden oluşur. İlk testten en az 8 saat önce yiyecek ve içecek tüketmemeniz istenir. Bir hemşire kolunuzdaki bir damardan kanınızın bir kısmını alır ve kan şekeri seviyeleriniz kontrol edilecektir.
Daha sonra belirli miktarda glikoz (genellikle 75 gram) içeren bir sıvı içmeniz istenecektir. Solüsyonu içtikten sonra her 30 ila 60 dakikada bir kanınız tekrar alınacaktır. Her seferinde kanınızdaki glukoz seviyesi kontrol edilecektir.
Fiziksel muayene ve anamnez de diyabetin erken teşhisi için kritik öneme sahiptir. Hastanın tıbbi geçmişi, semptomları ve risk faktörlerinin değerlendirilmesi teşhisin doğruluğunu artırabilir. Erken teşhis, ortaya çıkabilecek başka sorunların önlenmesi ve tedaviye daha hızlı başlanması açısından büyük önem taşır.
Şeker Hastalığı (Diyabet) Tedavi Yöntemleri
Şeker hastalığı tedavi yöntemleri ilaçlı olduğu kadar ilaçsız olabilir. İlaçsız tedavi yöntemleri arasında sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve kilo kontrolü bulunur. Diyaet tedavisinin temelini ise insülin oluşturur. Doktorunuz yardımcı ilaçlar kullanılmasını önerebilir.
İlaçsız Tedavi Yöntemleri
İlaçsız diyabet tedavi yöntemleri, yaşam tarzı değişiklikleri, dengeli beslenme, düzenli egzersiz ve kilo kontrolünü içerir. Bu değişiklikler, kan şekeri seviyelerini stabil hale getirerek diyabetin başka sorunlar geliştirmesini önlemeye yardımcı olur. Ayrıca, stresi azaltmak ve yeterli uyku almak da genel sağlığı iyileştirir.
Sağlıklı beslenme alışkanlıkları, karbonhidrat alımının dengelenmesi, tam tahıllar, sebzeler, meyveler ve sağlıklı yağlar gibi besin değeri yüksek yiyecekler diyabet tedavisi sırasında büyük rol oynar.
Düzenli fiziksel aktivite ve egzersiz, kasların glikozu daha etkin kullanmasını sağlayarak kan şekeri seviyelerini düşürür ve insülin duyarlılığını artırır. Yürüyüş, bisiklet veya yüzme gibi sporlar yapılabilir.
Kilo kontrolü, diyabetin ilaçsız yönetiminde önemli bir faktördür çünkü fazla kilolu olmak insülin direncini artırabilir. Vücut ağırlığının yüzde 5’ini kaybetmek bile kan şekeri kontrolünde belirgin iyileşmeler sağlayabilir.
İlaç Tedavisi
Tip 1 Diyabeti olan herkesin ilaç olarak insülin alması gerekir. Tip 2 Diyabeti olan bazı kişiler, gebelik diyabeti olan bazı kişiler ve diğer diyabet türleri olan bazı kişilerin de bu tedaviyi alması gerekebilir. Şeker hastalığı tedavisi planlanırken insülin büyük bir rol oynar. İnsülin kan şekeri seviyenizi yönetmenize yardımcı olur. Diyabet sorunları olarak bilinen kısa veya uzun vadeli ciddi sağlık sorunlarının önlenmesine katkı sağlar. İnsülinin; hızlı etkili, kısa etkili, orta etkili ve uzun etkili gibi çeşitli formları bulunur. Tedavi, hastanın ihtiyaçlarına göre kişiselleştirilir ve kan şekeri seviyelerinin sürekli olarak izlenmesi gerekir.
Tip 2 Diyabeti olan kişilerde doktorunuz yardımcı ilaçlar kullanılmasını önerebilir. Bu ilaçlar kan şekeri seviyelerini düşürmek için tek başına kullanılabilir veya insülin dahil diğer diyabet ilaçlarıyla birlikte alınabilir. Oral diyabet ilaçları, tip 2 diyabetin yönetiminde yaygın olarak kullanılır. Pankreasın daha fazla insülin üretmesini sağlar, karaciğerin glikoz üretimini azaltır veya hücrelerin insüline duyarlılığını artırır.
İnsülin ve oral ilaçlara ek olarak, diyabet yönetiminde yemek sonrası kan şekerini dengelemek için ilaçlar kullanılabilir.
Şeker Hastalığından Korunma Yolları
Sağlıklı beslenme şeker hastalığını uzak tutmak için en iyi yollardan birisidir. Diyette beyaz ekmek veya makarna yerine tam tahıllı ürünler tercih edilebilir. Şekerli içeceklerden ve kızartılmış gıdalardan kaçınmak gerekir. Haşlanmış, ızgara veya buharda pişirilmiş gıdalar yenebilir. Beslenmenin yanı sıra kilo kontrolü ve düzenli egzersiz diyabet önleme açısından önemlidir.
Sağlıklı Beslenme Alışkanlıkları
Hiçbir gıda vücudunuzun ihtiyaç duyduğu tüm temel besinleri içermez. Bu nedenle sağlıklı bir diyet, çeşitlilik ve her gün ana gıda gruplarının her birinden farklı gıdalar seçmekle ilgilidir. Diyabet ve beslenme arasında güçlü bir ilişki vardır.
Diyabet hastası olmanız meyve yiyemeyeceğiniz anlamına gelmez. Meyve ve sebzeler doğal olarak düşük kalorilidir ve vitamin, mineral ve lifle doludur. Ayrıca her öğüne lezzet ve çeşitlilik katarlar. Fazla lif içermedikleri için meyve suları ve smoothie gibi içeceklerden uzak durmaya çalışın.
Şeker hastalığına iyi gelecek yiyecekler örneğinden birisi şu şekildedir:
Kahvaltıda dilimlenmiş kavun veya greyfurt üzerine şekersiz yoğurt döküp yiyebilir, bir avuç çilek, taze hurma, kayısı veya kuru erik tüketebilirsiniz.
Düşük karbonhidratlı sebze seçenekleri için mantar, salatalık, ıspanak, lahana, karnabahar, brokoli, kereviz ve marulu deneyebilirsiniz.
Karbonhidratları azaltmaya çalışıyorsanız, önce beyaz ekmek, makarna ve pirinç gibi şeyleri azaltın. Kan şekeri seviyelerini daha yavaş etkileyen nişastalı gıdalar için daha iyi seçenekler vardır. Bunlar kepekli ekmek, kepekli makarna, kahverengi pirinç düşük glisemik indekse sahip gıdalar olabilir.
Daha az işlem görmüş ve daha az kırmızı etler tercih edilebilir. Uskumru, somon ve sardalya gibi yağlı balıklar tüketilebilir.
Az yağlı süt, peynir ve yoğurt diyabet beslenmelerinde kullanılabilir. Yoğurt gibi sütlü gıdaların daha az yağlı versiyonlarında ilave şeker olup olmadığını kontrol edin.
Bisküvi, cips, çikolata, kek, dondurma, tereyağı ve şekerli içecekler sağlıklı bir diyetin parçası değildir. Bu şekerli yiyecek ve içecekler yüksek kalorilidir ve kan şekeri seviyesini yükseltir. Ve seçilecek en iyi içecek sudur.
Yaşam Tarzı Değişiklikleri
Diyabetin sizi öngörülemeyen şekillerde etkileyebileceğini biliyoruz, bu da nasıl hissedeceğinizi veya ne tür bir aktivite yapmanız gerektiğini bilmenizi zorlaştırır. Bu nedenle küçük zaferlerin önemli olduğunu hatırlamak isteriz.
Düzenli egzersiz, vücudun insüline duyarlılığını artırarak kan şekeri seviyelerinin kontrol altında tutulmasına yardımcı olur. Haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta fiziksel aktivite yapılabilir. Yürüyüş, bisiklet sürme, yüzme gibi aerobik egzersizler ve direnç antrenmanları gibi egzersizler sağlık açısından faydalı olabilir.
Kronik stres, kan şekeri seviyelerini olumsuz etkileyebilir ve diyabet riskini artırabilir. Meditasyon, yoga, derin nefes egzersizleri ve hobi edinme gibi stres azaltıcı teknikler kullanabilirsiniz.
Yetersiz uyku, insülin direncini artırarak kan şekeri seviyelerinin kontrolünü zorlaştırabilir. Her gece 7-9 saat kaliteli uyku, vücudun hormonal dengelerini korur ve diyabet riskini azaltır.
Şeker Hastalığının Yol Açabileceği Sorunlar
Şeker hastalığı (diyabet), kontrol altına alınmadığında ciddi ve potansiyel olarak yaşamı tehdit eden çeşitli sorunlara yol açabilir.
Diyabet, kalp hastalığı ve inme riskini önemli ölçüde artırır. Yüksek kan şekeri seviyeleri, koroner arter hastalığı, kalp krizi ve inme riskini yükseltebilir.
Diyabet, böbreklerin küçük kan damarlarına zarar vererek nefropatiye yol açabilir. Diyabetik nefropati, zamanla böbrek yetmezliğine dönüşebilir. Diyaliz uygulanması veya böbrek nakli gerekebilir.
Şeker hastalığı, sinir hasarına yol açarak ellerde ve ayaklarda ağrı, uyuşma ve karıncalanma gibi belirtiler gösterebilir. Ayaklarda ciddi enfeksiyonlar oluşabilir hatta ampütasyona yol açabilir.
Diyabet, gözlerdeki küçük kan damarlarına zarar vererek diyabetik retinopatiye neden olabilir. Bu durum katarakt ve glokom riskini artırır. İlerleyen seviyelerde görme kaybı ve körlük oluşabilir.
Şeker Hastalığında Doğru Beslenme
Şeker hastalığında karbonhidrat sayımı yapmak büyük önem taşır. Karbonhidratlar gram cinsinden ölçülür. Kan şekeri seviyenizi tüm gün sabit tutmak için her öğünde yaklaşık aynı miktarda karbonhidrat yemeye çalışın.
Karbonhidratlar genellikle günlük kalorilerinizin %45-65'ini sağlar. Tip 1 diyabetli çoğu insan için günde 150-250 gram karbonhidrat arasında değişir. Bu karbonhidratı gün içerisinde nasıl dağıttığınız da kan şekerinizde farklılık yaratabilir. Karbonhidratların gram başına 4 kalorisi vardır. Yani günde 2000 kalori alıyorsanız, 225 ila 325 gram karbonhidrat yemelisiniz.
İşte, 1800 kalori ve 200 gram karbonhidrat içeren sağlıklı yaşam önerileri sunan örnek bir menü: